40. SANAT YILI
OSMAN SAHIN - Edebiyat & Sinema
Goztepe, Istanbul
Turkey
ph: 216.363.5676
osman
Halkbilim: FOLKLOR araştırmaları...Söylence Dili
Türk Edebiyatı ve Folklor...
"...Folklor, diğer adıyla halkbilim, bir incinin oluşması gibi yüzyılları özünde gizler. Halkbilim, insandan ayrı düşünülemez. İnsana özgüdür, insan kokar. 'Bilmeceler de halkbilimin içine girer. Bilmeceler, çoğu zaman yöresel özellikler taşısalar da, insanlığın ortak yanlarını da özlerinde taşırlar. Yani evrenseldirler. 'Bilmece, gösterdiği nesneleri en kısa yoldan, şiirsel bir dille ve eğretileme (benzetme) yoluyla tanımlama sanatıdır. Başlı başına bir dil ve sözcük oyunudur, yaratıcılık ve zekâ ürünüdür. '37 yıl önce derlemiş olduğum bu 688 bilmeceyi, kaybolup gitmekten kurtardığım için mutluyum..."
SU KURUSU Anadolu Bilmeceleri arka kapak yazisi...
(Osman Şahin’in Doğu, Güneydoğu, Çukurova ve Torosları anlatan öykü ve romanlarında, zengin halk deyişlerinden yararlandığını görürüz. Osman Şahin’in, Malatya Lisesi’nde öğretmen iken, Malatya, Elazığ, Tunceli’ye bağlı otuza yakın köyde geniş halkbilim çalışmaları yaptığını biliyoruz. Osman Şahin, bu çalışmalarından seçtiği 1644 bilmeceden 678′ini ‘Su Kurusu’ adıyla yayımladığını da…)

Bilmece: SU KURUSU: 'BUZ'
Anlatıların, söylencelerin birçoğu, zamana karşı ayak uyduramamış, fosilleşmiş, böylece geçerliliklerini yitirmişlerdir. Ama kimi söylenceler vardır ki, özlerinde insanlığın hiç değişmeyen temel sorunlarını, ahlaki öğretilerini taşırlar. Bu tür anlatı ve söylenceler, zamanın değişkenliğine karşı direnerek günümüze kadar gelebilmeyi başarmışlardır. Kuşkusuz bu anlatıları, söylenceleri günümüze kadar taşıyanlar halkların kendileri olmuştur.
Folklor, diğer adıyla halkbilim, bir incinin oluşmasına benzer; bin yılları özünde gizler. Halkbilim’i insanlar yaratmışlardır, insana özgüdürler. İnsandan ayrı düşünülemez.
Halkbilim, insanlığın çeşitli evrelerinde, değişik yaşamların, kıyımların doğal afetlerin, kıtlıkların, mitolojide, destanda, masalda, ağıtta, türküde, yergide çekirdekleşmesi, bir çeşit aliviyonlaşmasıdır. Baskı altında tutulan halkların, sınıfların içlerinden geçirdikleri, ağıtlarına, türkülerine, anlatılarına vurdukları, geleceğe dönük bilinçaltı isteklerinin diğer adıdır.
Anlatıların, söylencelerin birçoğu, zamana karşı ayak uyduramamış, fosilleşmiş, böylece geçerliliklerini yitirmişlerdir. Ama kimi söylenceler vardır ki, özlerinde insanlığın hiç değişmeyen temel sorunlarını, ahlaki öğretilerini taşırlar. Bu tür anlatı ve söylenceler, zamanın değişkenliğine karşı direnerek günümüze kadar gelebilmeyi başarmışlardır. Kuşkusuz bu anlatıları, söylenceleri günümüze kadar taşıyanlar halkların kendileri olmuştur.
Ülkemiz yazınında, çağının bilincine varmış birçok yazar, yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığım bu soy çamurdan; bu en eski sözlü, yazılı halk anlatım geleneğinden yararlanarak, özleri sağlam, dili, anlatımı güçlü yapıtlar vermişlerdir. Ömer Seyfettin, Ahmet Rasim, Ahmet Mithat Efendi, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ı hemen bu örnekler arasında sayabiliriz.
Nâzım Hikmet’in, ‘Sevdalı Bulut’, ‘Şeyh Bedrettin Destanı’, ‘Ferhat ile Şirin’, ‘Yusuf ile Menofis’, adlı yapıtları, Sabahattin Ali’nin, ‘Hasan Boğuldu’ adlı öyküsü, Samim Kocagöz’ün kimi öykü ve romanları, Sabahattin Batu’nun ‘Kerem İle Aslı’, Eflatun Cem Güney’in bütün yapıtları, Aziz Nesin’in birçok gülmece öyküsünde, Halkbilim’den yararlanmanın zengin örneklerini görebiliriz.
1940 kuşağı şairlerimizden Ahmed Arif’in, Enver Gökçe’nin şiirlerinin birçok dizelerinde, Rumeli türkülerinin tadını taşıyan Niyazi Akıncıoğlu’nun şiirlerinde, Hasan İzzettin Dinamo’nun, Rıfat Ilgaz Usta’nın kimi öykü, şiir ve romanlarında, Kemal Bilbaşar’ın, ‘Cemo’, ‘Memo’, ‘Irgatların Öfkesi’, ‘Başka Olur Ağaların Düğünü’ adlı romanlarında, Cahit Külebi ile Ceyhun Atuf Kansu’nun şiirlerinde, ustaca damıtılmış folklorik tadlar buluruz.
Kemal Tahir’in ‘Göl İnsanları’ öyküleri ile, ‘Köyün Kamburu’, ‘Sağırdere’, ‘Körduman’, ‘Rahmet Yolları Kesti’, ‘Yedi Çınar Yaylası’ adlı romanlarında, Çankırı, Çorum yöresi köylülerinin benzetmeli konuşma biçimlerini, abartılı lakaplarını büyük bir canlılıkla verir.
Necati Cumalı’nın ‘Alageyik’, ‘Boş Beşik’, ‘Susuz Yaz’, ‘Dila Hanım’ ile diğer öykülerinde, hep bir Makedon tadı buluruz. Faik Baysal’ın ‘Sarduvan’ romanında, Adapazarı yöresi insanlarımızın folklorik kokularını sezer, duyarız. Talip Apaydın’ın ‘Sarı Traktör’, ‘Yarbükü’, ‘Emmioğlu’, ‘Otlakçılar’, bir halk romanı olan ‘Ferhat ile Şirin’, ‘Köylüler’ romanı, Mehmet Başaran’ın, ‘Kaf Dağı Konuşuyor’, ‘Keloğlan’ gibi örneklerle sayıları yirmiyi aşan şiirleri, Dursun Akçam’ın ‘Doğunun Çilesi’, ‘Maral’, ‘Ölü Ekmeği’, ‘Taş Çorbası’, ‘Kanlı Derenin Kurtları’ adlı yapıtlarını da, folklorla zenginleştirilmiş örnekler arasında sayabiliriz. Tahsin Yücel’in, ‘Anadolu Masalları’ adıyla, yıllar önce yayımladığı masal kitabı, bu değerli yazarımızın Halkbilim’le ne denli içli dışlı olduğunun kanıtıdır. Yalnızca ülkemiz yazınının değil, çağdaş dünya yazınının başyapıtlarından biri saydığım Tahsin Yücel’in ‘Bıyık Söylencesi’ romanında da, ayarı iyi verilmiş, damıtılmış bir folklor kokusunu sezer, duyarız.
Türk Edebiyatı ve Folklor
Fakir Baykurt, yapıtlarının tümünde, halk anlatım geleneğinden ustaca yararlanmasını bilen yazarlarımızın başında gelir. İç Anadolu, Göller Bölgesi, Isparta, Feyzi Paşa, Şavşat, Almanya gibi değişik iklim ve ülke insanlarının söylem biçimini hemen her anlatımına ustaca giydirmiştir. ‘Onbinlerce Kağnı’da, küçüçük halk anlatılarından, çağdaş bir yorumla içeriği zengin, yepyeni öyküler yazmış sunmuştur yazınımıza.
Abbas Sayar’ın ‘Yılkı Atı’, ‘Yorganımı Sıkı Sar’, ‘Can Şenliği’, ‘Dik Bayır’ adlı yapıtlarında Tokat yöresi insanlarımızın zengin söylem biçimini olanca sıcaklığı ile buluruz.
Onat Kutlar’ın kimi öyküleri, Ülkü Tamer’in bazı öykü ve şiirleri, Gaziantep yöresi folklorundan esinler taşır.
Bekir Yıldız’ın ‘Kerbela’ romanı, ‘Kara Vagon’da yer alan ‘Deli Miço’ öyküsü, yine Bekir Yıldız’ın çocuklar için yazdığ ‘Arılar Ordusu’, ‘Ölümsüz Kavak’ yapıtları, kaynağını yine ülkemiz folkloründen alırlar.
Muzaffer İzgü’nün bütün gülmece yapıtlarında, halkımızın bizzat kendisini buluruz. Ümit Kaftancıoğlu’nun roman ve öykülerinde çağdaş bir Dedemkorkut dili ile tanışırız. ‘Tüfekliler’, ‘Yelatan’, ‘Köroğlu Kolları’, ‘Dönemeç’, ‘Tek Atlı Tekin Olmaz’, ‘Çarpana’, ‘Kan Kardeşim Doru Tay’ gibi…
Erdal Öz’ün ‘Havada Kar Sesi Var’ yapıtı, adını bir halk türküsünden alır:
Havada kar sesi var,
Başımda nal sesi var
Açın bakın şu konağı
İçinde yar sesi var.
Yine Erdal Öz’ün ‘Allı Turnam’ yapıtı da adını bir halk türküsünden alır.
Hilmi Yavuz’un birçok şiirinde süzülmüş bir Doğu, Güneydoğu folklorunun izlerini görürüz. Ahmet Say’ın ‘Bingöl Hikâyeleri’, Metin Demirtaş’ın, küçücük halk söylencelerini, bilmecelerini, tekerlemelerini ustaca şiirleştirdiği, ‘Şiirimsi Nasrettin Hoca Öyküleri’, ‘Tersine Okunan Masallar’, ‘Çocuklar, Kediler, Uskumrular’ yapıtlarını da saymamız gerek.
Lütfi Kaleli’nin ‘Haşhaş’, ‘Vakarlı Mamo’ romanlarında, öykücü Necati Güngör’ün, Şükrü Bilgiç’in birçok öyküsünde, ayarı iyi verilmiş folklorik zenginliklere rastlarız.
Abdülkadir Bulut’un şiirleri nasıl Akdeniz ve Türkmen kokarsa, Yaşar Miraç’ın şiirleri de o denli Karadeniz kokar, ritm kokar.
Murathan Mungan; doğup büyüdüğü Mardin yöresi folklorundan etkiler taşır. Ele aldığı konuları, çağdaş bir yorumla özümseyerek değerli yapıtlar ortaya koymuştur.
Müslüm Çelik ile Turgay Nar, halkımızın zengin söylem gücüyle emişmiş, birbirinden güzel, güçlü, yalın şiirler yazmışlardır... Osman Sahin
Copyright by Osman Sahin. All rights reserved.
Bütün yayın hakları ve fotoğraflar Osman Şahin'e aittir.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Webdesign by Buket Sahin
OSMAN SAHIN - Edebiyat & Sinema
Goztepe, Istanbul
Turkey
ph: 216.363.5676
osman